AJAX progress indicator
  • a

  • anket
    Bir araştırma çerçevesinde, kişilerin düşünce, görüş veya eğilimlerini tespit etmek amacıyla hazırlanmış soruların belli bir düzenlilik içinde yerleştirildiği soru kağıdı; bu şekilde bilgi toplamayı amaçlayan araştırma yöntemi.
  • anketör
    Bilimsel araştırma amacına yönelik olarak sözlü veya yazılı olarak kişilerin görüşlerini, tutumlarını derleyen kişi.
  • anlaşma
    1. Devletler arasındaki teknik ve idari işleri düzenleyen, hükümet temsilcileri tarafından imzalanan ve antlaşmaya oranla daha az resmi olan belge. 2. Bir işin gerçekleşmesi, bir sorunun çözüme kavuşturulması veya bir sürecin düzenlenmesi amacıyla birden fazla tarafın belirli kurallar, ilkeler ve yaptırımlar üzerinde sözlü veya yazılı olarak uzlaşmaya varmaları. 3. İki veya daha fazla kişinin ya da tarafın, aralarında yapmış oldukları düşünce yahut amaç birliği. 4. Özellikle oligopol türü piyasalarda görülen, belirli bir sektör veya bir faaliyet dalında firmaların rekabeti azaltmak için, hukuki özelliklerini koruyarak, ortak çaba sarfetmek üzere aralarında vardıkları uzlaşma.
  • anlam
    1. Bir kelimenin, sembolün, işaretin, anlatımın, teorinin vs. taşıdığı bilişsel veya duygusal içerik. 2. İşaret ile işaret edilen arasındaki bağlantı.
  • anlama
    1. Olgu, bilgi veya süreçleri birbiriyle ilişkili olmaları yahut ilişkisizlikleri bakımından, öğeleri arasında anlam ilişkisi bulunan bir zihinsel çerçeveye oturtma. 2. Bir sembol, ifade ya da kavrama, kullanıldığı bağlama uygun bir anlam verme veya ona yüklenmiş olan anlamı kavrama.
  • anlamlılık
    1. Bir şeyin anlam kavramı ile ya da anlam kavramı dolayımından geçirilerek çözümlenebilir olması. Bir nesne, bir işaret ya da bir önermenin bir anlam ifade edip etmemesi; söylenen bir şeyin anlamlı olup olmaması. 2. İstatistiksel anlamda bir deney veya gözlemden elde edilen sonuçların tesadüfe bağlı olup olmaması. Buna göre, belirli işlemler sonunda tesadüfe bağlanamayacağı tespit edilen sonuçlar anlamlı kabul edilir.
  • anlamlılık testleri
    Uygulamalı ve örneklem yoluyla veri toplamaya dayalı araştırmalarda, örneklemden elde edilen sonuçların, örnekleme hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığını, bu sonuçların örneklemin temsil ettiği evreni yansıtma olasılığını belirlemeye yarayan istatistik teknikleri.
  • anlamsal açıklama
    bkz. açıklama.
  • anlatı
    Belirgin bir amacı, yöntemi ve mantıksal iç tutarlılığı olan ve içinde örtük veya açık biçimde bir kurtuluş reçetesi barındıran sosyal teori veya model. bkz. söylem, kavramsal, meta-anlatı.
  • annelik
    Kadınların belirli şartlarda, ağırlıklı olarak da eş ve çocuk ilişkisinde sahip oldukları hak ve kendilerine yüklenen sorumlulukların tanımlandığı toplumsal ve biyolojik konum veya durum. bkz. babalık.
  • anomali
    Genel kabul gören veya geçerli bulunan kural veya açıklama ile uyuşmayan durum ya da fikir. Örn. Geçerli kabul edilen bilimsel açıklamalara uymayan deney sonuçları.
  • anomi
    1. Genellikle toplumsal geçiş dönemlerinde veya bir toplumun hızlı değişim geçiren kesimlerinde görülen ve varolan kuralların kişiler nezdindeki bağlayıcılıklarının kaybolması, buna karşılık yeni kuralların da eskilerinin yerine ikâme edilecek kadar kabul görmemesi sonucu, kişilerin davranışlarını uyduracakları etkin toplumsal normların olmadığı, göreli başıboşluk durumu (E. Durkheim). 2. Bir toplumdaki mevcut kültürel değer ve sosyal amaçlar ile o toplumda yaşayan bireylerin söz konusu amaç, değer ve kurallara uygun olarak davranma ve yaşama istekleri arasında belirgin bir farklılaşmanın ortaya çıkması sonucu toplumsal ilişkileri düzenleyen kural ve değerlerin aşınmasının doğurduğu karmaşa ve kuralsızlık durumu. bkz. yabancılaşma.
  • anomik intihar
    bkz. intihar.
  • anonim şirket
    Birden fazla kişi tarafından kurulabilen, bir ticari unvana sahip, esas sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız mal varlığıyla sorumlu bulunan ve ortakların sorumluluğu, taahhüt etmiş oldukları sermaye paylarıyla sınırlı olan ticari şirket. Anonim şirketler esas mukavelede açıkça belirtilmek şartıyla, kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi faaliyetle uğraşabilirler.
  • anormal davranış
    Belirli bir sosyal bağlam içinde yaş, cinsiyet ve statüsüne göre kendisinden beklenenin dışında, genel kabule ters davranış. Bu tür davranışların ruhsal nedenlerini inceleyen disipline de anormal davranış psikolojisi denir.
  • k

  • kuralsızlık
    1. Genellikle toplumsal geçiş dönemlerinde veya bir toplumun hızlı değişim geçiren kesimlerinde görülen ve varolan kuralların kişiler nezdindeki bağlayıcılıklarının kaybolması, buna karşılık yeni kuralların da eskilerinin yerine ikâme edilecek kadar kabul görmemesi sonucu, kişilerin davranışlarını uyduracakları etkin toplumsal normların olmadığı, göreli başıboşluk durumu (E. Durkheim). 2. Bir toplumdaki mevcut kültürel değer ve sosyal amaçlar ile o toplumda yaşayan bireylerin söz konusu amaç, değer ve kurallara uygun olarak davranma ve yaşama istekleri arasında belirgin bir farklılaşmanın ortaya çıkması sonucu toplumsal ilişkileri düzenleyen kural ve değerlerin aşınmasının doğurduğu karmaşa ve kuralsızlık durumu. bkz. yabancılaşma.
  • m

  • mutabakat
    1. Devletler arasındaki teknik ve idari işleri düzenleyen, hükümet temsilcileri tarafından imzalanan ve antlaşmaya oranla daha az resmi olan belge. 2. Bir işin gerçekleşmesi, bir sorunun çözüme kavuşturulması veya bir sürecin düzenlenmesi amacıyla birden fazla tarafın belirli kurallar, ilkeler ve yaptırımlar üzerinde sözlü veya yazılı olarak uzlaşmaya varmaları. 3. İki veya daha fazla kişinin ya da tarafın, aralarında yapmış oldukları düşünce yahut amaç birliği. 4. Özellikle oligopol türü piyasalarda görülen, belirli bir sektör veya bir faaliyet dalında firmaların rekabeti azaltmak için, hukuki özelliklerini koruyarak, ortak çaba sarfetmek üzere aralarında vardıkları uzlaşma.
  • n

  • normsuzluk
    1. Genellikle toplumsal geçiş dönemlerinde veya bir toplumun hızlı değişim geçiren kesimlerinde görülen ve varolan kuralların kişiler nezdindeki bağlayıcılıklarının kaybolması, buna karşılık yeni kuralların da eskilerinin yerine ikâme edilecek kadar kabul görmemesi sonucu, kişilerin davranışlarını uyduracakları etkin toplumsal normların olmadığı, göreli başıboşluk durumu (E. Durkheim). 2. Bir toplumdaki mevcut kültürel değer ve sosyal amaçlar ile o toplumda yaşayan bireylerin söz konusu amaç, değer ve kurallara uygun olarak davranma ve yaşama istekleri arasında belirgin bir farklılaşmanın ortaya çıkması sonucu toplumsal ilişkileri düzenleyen kural ve değerlerin aşınmasının doğurduğu karmaşa ve kuralsızlık durumu. bkz. yabancılaşma.