AJAX progress indicator
  • a

  • anormal davranış psikolojisi
    bkz. anormal davranış.
  • antant
    İki ya da daha fazla ülke arasında yapılan ve çok fazla yükümlülük getirmeyen zayıf bir bağdaşıklık.
  • anti
    Karşıtlık bildiren önek. Örn. antikapitalist, antibilim, antihumanizm, antidemokrat.
  • antiözcülük
    Gerçekliği açıklarken veya anlam oluştururken, belirli özlere başvurma yaklaşımına karşı çıkan felsefi görüş. bkz. özcülük, postmodernizm, postyapısalcılık, temelcilik, antitemelcilik.
  • antibilim
    Modern bilimin amaç, yöntem ve sonuçları ile açıklayıcılık gücünü sorgulayan akım.
  • antidoğacılık
    Doğadaki süreçler ile insanlararası ilişkilerin niteliğinin farklı olması nedeniyle bunların aynı bilimsel yaklaşım tarzı ile açıklanamayacağını savunan görüş. bkz. doğacılık.
  • antiliberalizm
    Bireyci yaklaşımları sorgulayan ve en uygun sosyal veya siyasal düzenin, özgür bireylerin çıkarlarına uygun biçimde kurulan ve işleyen düzen olduğu fikrini eleştiren akım veya fikirlerin genel adı. bkz. liberalizm, neoliberalizm.
  • antinomi
    İki kural, önerme ya da kanun arasındaki zıtlık. İki ilkenin birbirlerini reddedecek ölçüde çatışması. Tersi de, kendisi de aynı ölçüde ispatlanmaya elverişli, dolayısıyla kesin çözümü mümkün olmayan çelişki.
  • antisemitizm
    Yahudiliğin özünde barındırdığı üstün ırk inancı nedeniyle yahudilere karşı düşmanca duygular besleme. Önceleri Museviliğe karşı beslenen dinsel tepki ve Musevilere karşı duyulan antipatinin, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ırkçı bir boyut kazanmaya başlayarak, özellikle de Almanya ve Avusturya’da, bu ülkelerde barınan diğer insanlara kıyasla çok iyi şartlarda yaşayan Yahudilere karşı, onların sosyal ve hukuki haklardan mahrum edilmesine, hatta toplu kıyımlarına cevaz veren düşmanca bir tavra dönüşmesi.
  • antitemelcilik
    Anlam ve açıklamaya nihai ve sorgulanamaz bir temel bulan görüşlere karşı çıkarak, temel kabul edilen her önerme veya inancın, bir başka önerme veya inançtan kaynaklandığını ileri sürerek mutlakçı açıklamaları sorgulayan yaklaşım. bkz. temelcilik, özcülük, antiözcülük, postmodernizm.
  • antitez
    bkz. diyalektik mantık.
  • antlaşma
    Devletler arasında yazılı, uluslararası hukuk uyarınca yükümlülükler doğuran, varolan yükümlülükleri değiştiren veya sona erdiren, resmiyet ve bağlayıcılığı yüksek uzlaşma belgesi.
  • antrepo rejimi
    Vergiye tabi yabancı malların, ülke içinde ayrılmış bir yerde, vergi ödenmeksizin bir müddet alıkonmasını sağlayan sistem. Eşyanın konduğu yere antrepo adı verilir. Antrepoya konan eşya bir bakıma ulusal sınırlar dışında sayıldığından eşya antrepodan çıkarılıp ithal işlemine tabi tutulduğu takdirde vergiye konu olur.
  • antropoloji
    İnsanın biyolojik olarak kökenini ve toplumların sosyo-kültürel gelişimlerini inceleyen bilim dalı. Toplumların kültürel kurum, yapı ve değerlerini karşılaştırmalı olarak inceleyen antropoloji dalına kültürel antropoloji; insanların içinde yaşadığı coğrafi şartlar ile biyolojik yapıları arasındaki ilişkileri konu edinen disipline fiziksel antropoloji; toplulukların sosyal yapılarını inceleyen disipline sosyal antropoloji; değişik ırklarla ilgili anatomik bilgilerin bir araya getirilip sınıflandırılması ile uğraşan disipline de antropometri denir.
  • antropometri
    bkz. antropoloji.
  • i

  • insanbilim
    İnsanın biyolojik olarak kökenini ve toplumların sosyo-kültürel gelişimlerini inceleyen bilim dalı. Toplumların kültürel kurum, yapı ve değerlerini karşılaştırmalı olarak inceleyen antropoloji dalına kültürel antropoloji; insanların içinde yaşadığı coğrafi şartlar ile biyolojik yapıları arasındaki ilişkileri konu edinen disipline fiziksel antropoloji; toplulukların sosyal yapılarını inceleyen disipline sosyal antropoloji; değişik ırklarla ilgili anatomik bilgilerin bir araya getirilip sınıflandırılması ile uğraşan disipline de antropometri denir.
  • y

  • yahudi düşmanlığı
    Yahudiliğin özünde barındırdığı üstün ırk inancı nedeniyle yahudilere karşı düşmanca duygular besleme. Önceleri Museviliğe karşı beslenen dinsel tepki ve Musevilere karşı duyulan antipatinin, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ırkçı bir boyut kazanmaya başlayarak, özellikle de Almanya ve Avusturya’da, bu ülkelerde barınan diğer insanlara kıyasla çok iyi şartlarda yaşayan Yahudilere karşı, onların sosyal ve hukuki haklardan mahrum edilmesine, hatta toplu kıyımlarına cevaz veren düşmanca bir tavra dönüşmesi.