AJAX progress indicator
  • m

  • müeyyide
    Toplumsal kuralların işleyebilmesi ve düzenin devamlılığının sağlanmasına yönelik olarak kişilere caydırıcı veya özendirici etkide bulunan ceza veya ödül. Cezalandırma niteliği taşıyan yaptırıma olumsuz yaptırım; ödüllendirmeye dayanan yaptırıma da olumlu yaptırım denir.
  • y

  • yanlışlamacılık
    Bir önermenin bilimselliğinin, söz konusu önermenin muhtemel gözlemlerle yanlışlanabilir bir biçimde formüle edilmiş olup olmaması ile belirlenebileceğini; bu yüzden bilimsel bilginin doğruların birikmesiyle değil, yanlışların ayıklanmasıyla ilerlediğini savunan görüş (K.R. Popper). bkz. mantıksal pozitivizm, pozitivizm, akılcılık, bilimsel devrim.
  • yanlışlanabilirlik ilkesi
    K. Popper tarafından geliştirilen ve bir önermenin bilimselliğinin, tümevarımın mantıksal olarak imkansız olması nedeniyle mantıksal pozitivistlerin ileri sürdükleri gibi doğrulanabilirlik ile değil, ancak sınanabilir ve muhtemel gözlem önermeleriyle yanlışlanabilir bir mantıksal yapıya sahip olmasına bağlı olduğunu öngören ilke. bkz. doğrulanabilirlik ilkesi, yanlışlamacılık, mantıksal pozitivizm.
  • yansıtma
    Bireyin başarısızlıklarını yahut kabul görmeyen davranışlarının sorumluluğunu başkalarına yükleyerek kendini saklamaya çalışması şeklinde ortaya çıkan bir savunma mekanizması. Örn. Düşük not alan bir öğrencinin, bunun nedenini derse çalışmamasına değil, öğretmenin kötü niyetine bağlaması.
  • yapı
    Dengeli, düzenli ve uyumlu ilişkilerle birbirine bağlı ögelerden meydana gelmiş bütün. bkz. yapısalcılık.
  • yapıçözüm
    1. Söylemin ikici (dualist) yapısının hesaba çekilmesi; bir metnin olumsuzladığı, dıştaladığı terimlere olan bağımlılığının gösterilmesi esasına dayalı çözümleme biçimi. 2. Postyapısalcılığın kavramsal araçlarından biri olan ve metinlerde farkın işleyişini, yani anlamın oluşturulma yollarını çözümlemeyi amaçlayan çözümleme yöntemi. Yöntem ikili zıtlıkların tersine çevrilmesi ve zıtlıkların konumlarının değiştirilmesi biçiminde iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşama olan tersine çevirmede, biri egemen diğeri ise bastırılmış olan iki kavram arasındaki ilişki, konum ve kimliğini diğer terimi olumsuzlaması sayesinde kuran egemen terim ve tabi terim belirlenmektedir. İkinci aşama olan yerinden oynatmada ise tabi terim ile egemen terim yer değiştirmektedir. Sosyal bilimlerde anlamın ve anlamlılığın ortaya konmasında yapıçözümün kullanılması gerektiğini ileri süren yaklaşıma da yapıçözümcülük denmektedir. bkz. anlatı, meta-anlatı, postyapısalcılık, söylem, söylem çözümlemesi, yapısalcılık.
  • yapıçözümcülük
    1. Söylemin ikici (dualist) yapısının hesaba çekilmesi; bir metnin olumsuzladığı, dıştaladığı terimlere olan bağımlılığının gösterilmesi esasına dayalı çözümleme biçimi. 2. Postyapısalcılığın kavramsal araçlarından biri olan ve metinlerde farkın işleyişini, yani anlamın oluşturulma yollarını çözümlemeyi amaçlayan çözümleme yöntemi. Yöntem ikili zıtlıkların tersine çevrilmesi ve zıtlıkların konumlarının değiştirilmesi biçiminde iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşama olan tersine çevirmede, biri egemen diğeri ise bastırılmış olan iki kavram arasındaki ilişki, konum ve kimliğini diğer terimi olumsuzlaması sayesinde kuran egemen terim ve tabi terim belirlenmektedir. İkinci aşama olan yerinden oynatmada ise tabi terim ile egemen terim yer değiştirmektedir. Sosyal bilimlerde anlamın ve anlamlılığın ortaya konmasında yapıçözümün kullanılması gerektiğini ileri süren yaklaşıma da yapıçözümcülük denmektedir. bkz. anlatı, meta-anlatı, postyapısalcılık, söylem, söylem çözümlemesi, yapısalcılık.
  • yapısal açıklama
    bkz. açıklama.
  • yapısal işsizlik
    bkz. işsizlik.
  • yapısalcı işsizlik teorisi
    Azgelişmiş ülkelerin düşük sermaye birikimi, düşük verimlilik, hızlı kentleşme, hızlı nüfus artışı ve düşük iç tasarruflar gibi ekonominin yapısından gelen bozukluklar nedeniyle yapısal bir işsizlik sorunuyla karşı karşıya olduğunu, bu nedenle de gelişmiş ülkelerdeki işsizliği önleme reçetelerinin işe yaramayacağını ileri süren kuram. bkz. klasik işsizlik teorisi, Keynesyen işsizlik teorisi.
  • yapısalcı psikoloji
    Zihnin içeriği ile bütün psikolojik süreçlerin, içebakış tekniği ile zihinsel ögelere ayrılarak çözümlenebileceği görüşünü savunan psikoloji okulu.
  • yapısalcılık
    Çözümleme birimi olarak yapıyı alan ve yapıyı da onu oluşturan ögelerin toplamından daha farklı bir nitelikte kabul eden yaklaşım. Buna göre bir cümlenin anlamının o cümleyi oluşturan kelimelerin anlamlarının toplanması ile değil, kelimelerin anlamlarının o cümlenin, daha genel olarak da dilin bütünlüğü içinde oluşması gibi, toplumsal olay veya kurumlar da içinde yeraldıkları toplumsal yapının bütünlüğü ile ilişkileri çerçevesinde anlaşılabilirler. bkz. postyapısalcılık.
  • yapay çevre
    bkz. çevre.
  • yaptırım
    Toplumsal kuralların işleyebilmesi ve düzenin devamlılığının sağlanmasına yönelik olarak kişilere caydırıcı veya özendirici etkide bulunan ceza veya ödül. Cezalandırma niteliği taşıyan yaptırıma olumsuz yaptırım; ödüllendirmeye dayanan yaptırıma da olumlu yaptırım denir.
  • yaratıcı yıkım
    Toplumsal gelişmenin özellikle iktisadi alanında daha belirgin olarak görülen yeni ile eski arasındaki dinamik çelişki süreci. Buna göre toplumda ortaya çıkan yenilikler acımasız bir şekilde mevcut yapıda yerini aldıkları eski teknoloji, üretim biçimi yahut mamulleri tasfiye ederler. Yeni firmaların eski firmaları, yeni ürünlerin eski ürünleri, yeni teknolojilerin eski teknolojileri piyasadan kovması biçiminde ortaya çıkan yaratıcı yıkım süreci kapitalist gelişmenin temel dinamiklerinden biridir (J. A. Schumpeter). bkz. yenilik teorisi.
  • yaratma
    Varetme, ortaya çıkarma, meydana getirme. Herhangi bir hammadde kullanmadan veya bir şeyin aracılığına başvurmadan, mutlak anlamda yoktan varetmeye mutlak yaratma; varolan malzemeyi kullanarak veya birtakım araçlardan yararlanarak yeni bir şey ortaya çıkarmaya ya da bir esere yeni bir şekil vermeye de izafi yaratma denir. Mutlak yaratma mutlak varlığa, yani Tanrıya, izafi yaratma ise insana özgü bir fiildir.
  • yargı
    1. Devletin temel üç erkinden biri olarak, belirli bir hukuk sistemi çerçevesinde, yasama organının yaptığı kanunları somut durumlara uygulamak, anlaşmazlıkları çözmek, böylece adaleti sağlamak amacıyla, bağlayıcı ve yaptırım gücüne sahip karar üreten sistemi. bkz. yasama, yürütme, hukuk.