AJAX progress indicator
  • f

  • fakirlik
    Bir toplumun veya toplumun bir bölümünün gelir düzeyinin ortalama yaşam düzeyinin çok altında; eğitim, sağlık, yeme-içme, barınma, giyinme gibi zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak derecede düşük olması.
  • s

  • sefalet
    Bir toplumun veya toplumun bir bölümünün gelir düzeyinin ortalama yaşam düzeyinin çok altında; eğitim, sağlık, yeme-içme, barınma, giyinme gibi zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak derecede düşük olması.
  • y

  • yeşil devrim
    20. yüzyılın son çeyreğinde tarım teknolojisindeki önemli gelişmeler, suni gübre kullanımı ve sulama olanaklarının iyileştirilmesi sonucu başta buğday, mısır ve pirinç olmak üzere bitki tohumlarının çeşitlendirilmesi ve ehilleştirilmesi sonucu ortaya çıkan verimlilik artışı.
  • yerli ekonomi
    Ülke sınırları içindeki ekonomik faaliyetler bütünü.
  • yerlileştirme
    Küreselleşmenin bir sonucu olarak özellikle turistik ziyaretlerin artması ile unutulmaya yüz tutmuş ya da önemi kaybolmuş geleneksel veya yerel kültürel unsurlarının değerlerinin artması, tarihi eserler ile belirli bir bölgeye özgü müzik, giysi ve yemeklerin, hatta bitki veya meyvelerin yeniden değer kazanması, bölgeye özgülüklerin kıymetli hale gelmesi. bkz. küreselleşme, küyerelleşme.
  • yeterli olma güdüsü
    Kişinin çevresiyle etkileşimini mümkün kılacak becerileri geliştirme ve aynı zamanda sahip olduğu gizil güçlerini kullanma güdüsü.
  • yetersiz beslenme ve sağlık tuzağı
    Gelir azlığı nedeni ile beslenme ve sağlık imkanları yetersiz olan yoksulların daha sık ve uzun sure hasta olmaları sonucu işlerini kolay kaybetmeleri, düzenli gelir sağlayan bulamamaları ve bu yüzden yoksulluk döngüsünden kurtulamamaları. bkz. yoksulluk döngüsü.
  • yetki devri
    Üst birimlerden alt birimlere veya merkezi yönetimden yerel birimlere bir kısım idari, siyasi ve hukuki yetkilerin aktarılması, bu yolla astların veya yerel birimlerin daha fazla yetki ve güç kullanır hale gelmesi.
  • yetki genişliği
    Hiyerarşik bir örgüt içerisinde, gerek yasal düzenlemeler sonucu gerekse üst kademedeki yöneticilerin ihtiyari olarak bir kısım yetkilerini, hem örgüt içerisinde yetki ve sorumluluğu dağıtmak, hem de kırtasiyeciliği enaza indirerek akışını hızlandırıp verimliliği artırmak amacıyla alt kademedeki yöneticilere devretmesi.
  • yoksul çok öder çelişkisi
    Mal ve hizmetlerin satın alınmasında zenginlerin daha fazla ödediği varsayımının tersine, yoksulların benzer mal ve hizmet kalemlerine daha fazla ödeme yapmaları durumu. Buna göre yoksullar risk primi yüksek semtlerde yaşadıkları için sigorta hizmetlerini; güvence veremedikleri ve düzenli işlerde çalışmadıkları için kredi hizmetlerini; kalitesiz evlerde yaşadıkları için ısınma ve bakım hizmetlerini; ucuz ama kalitesiz ve hemen eskiyen elbiseler satın aldıkları için uzun dönemde giyim kuşam eşyalarını; derin dondurucu veya buzdolabı sahibi olmadıkları ve toptan alışveriş yapamadıkları için tek tek satınaldıkları bir çok gıda ürününü yoksul olmayanlara kıyasla daha pahalıya satınalırlar. bkz. yoksulluk döngüsü.
  • yoksulların çok ödeme paradoksu
    Mal ve hizmetlerin satın alınmasında zenginlerin daha fazla ödediği varsayımının tersine, yoksulların benzer mal ve hizmet kalemlerine daha fazla ödeme yapmaları durumu. Buna göre yoksullar risk primi yüksek semtlerde yaşadıkları için sigorta hizmetlerini; güvence veremedikleri ve düzenli işlerde çalışmadıkları için kredi hizmetlerini; kalitesiz evlerde yaşadıkları için ısınma ve bakım hizmetlerini; ucuz ama kalitesiz ve hemen eskiyen elbiseler satın aldıkları için uzun dönemde giyim kuşam eşyalarını; derin dondurucu veya buzdolabı sahibi olmadıkları ve toptan alışveriş yapamadıkları için tek tek satınaldıkları bir çok gıda ürününü yoksul olmayanlara kıyasla daha pahalıya satınalırlar. bkz. yoksulluk döngüsü.
  • yoksulluğun kadınlaşması
    Başta eğitim ve olanaklarına erişimdeki cinsiyet eşitsizliği olmak üzere kadınlar aleyhine oluşan sosyal ve siyasal düzenlemeler ile kültürel değerler yoluyla yoksulluğun kadınlar arasında yoğunlaşması, toplumun yoksul kesimleri arasında kadın oranının görece daha çok olması.
  • yoksulluk
    Bir toplumun veya toplumun bir bölümünün gelir düzeyinin ortalama yaşam düzeyinin çok altında; eğitim, sağlık, yeme-içme, barınma, giyinme gibi zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak derecede düşük olması.
  • yoksulluk döngüsü
    Yoksulluğun yol açtığı bir çok sonucun, tersinden yoksulluğun varoluş sebepleri arasında yer alması, yoksul olmanın bizzat kendisinin yoksul kalmaya zemin oluşturması. Örn. Düşük gelirin hem kısa süreli ve düşük kaliteli eğitim almaya, hem de yetersiz beslenme nedeniyle daha sık sağlık sorunları yaşamaya sebep olması, bunların da iyi bulamamaya ve sonunda yoksul kalmaya yol açması. Eğitimden kültüre, doğurganlıktan çocuk işgücüne kadar birçok alanda bu kısır döngünün değişik boyutlarından bahsedilebilir. bkz. çocuk işgücü tuzağı, okumamışlık tuzağı, çalışma sermayesi tuzağı, borç kölesi tuzağı, bilgi tuzağı, yetersiz beslenme ve sağlık tuzağı, düşük beceri tuzağı, yüksek doğurganlık tuzağı, erozyon tuzağı, yoksul çok öder çelişkisi, tersine bakım yasası, Director-Stigler yasası.
  • yoksulluk kültürü
    Önüne çıkan eğitim, ve çalışma fırsatlarına karşı duyarsız, içinde bulunduğu şartların değişmesi için pek gayret sarfetmeyen, geleceği düşünerek ona göre tedbir almayan ve sadece günü kurtararak yaşamaya çalışan ebeveynlerin ve bu ortamda büyüyen çocuklarının, kültürel olarak donanımsız, özgüvensiz, kaygısız ve kayıtsız olmalarına yol açan inanç, duygu ve değerler. bkz. yoksulluk döngüsü.
  • yoksulluk sınırı
    Bir ükede belirli bir dönemde insanların yoksul tanımı kapsamına girmelerinde esas alınan asgari gelir düzeyi.
  • yoksulluk tuzağı
    Sosyal yardım politikalarının gelişmiş ve geniş kapsamlı olduğu ülkelerde düşük gelir gruplarının, paralı işlerde çalışmaya başlamaları nedeniyle sosyal yardımların kesilmesi ve vergi mükellefi haline gelmeleri sonucu çalışmaya başlamadan önceki gelir düzeyine hatta onun gerisine düşmeleri durumu.
  • yoksunluk
    Bir toplumda yaşayan insanların ihtiyaç duydukları, elde etmeyi amaçladıkları veya elde etmeyi kendileri için bir hak olarak gördükleri şeylerden yoksun kalmaları ya da yoksun bırakılmaları durumu. Yoksunluk, yoksulluk gibi herkes için geçerli bir nesnel kritere bağlanamaz. Sevgiden, ilgiden veya saygıdan mahrum kalma yoksunluğa yol açmakla birlikte yoksulluk nedeni sayılmaz. bkz. yoksulluk, göreli yoksunluk.