AJAX progress indicator
  • h

  • hermenötik
    Sosyolojide, sosyal gerçeklik ile düşünce arasında neredeyse birebir ilişki kurmaya çalışan pozitivist bakış açısına bir tepki olarak geliştirilen ve dünya görüşü ile gerçekliğin yorumlanması arasında sürekli gidiş gelişler kurarak, bütünü parçayla, parçayı da bütünle birlikte anlamanın en güzel yolunun yorumlama olduğunu ileri süren yaklaşım.
  • i

  • idare
    1. Mevcut kaynakları ortak bir amacı gerçekleştirmek için kullanan insanların etkinliklerinin, söz konusu amacın en kısa zamanda ve en verimli biçimde elde edilmesini sağlamak amacıyla koordine edilmesi. 2. Bir örgütün amacını gerçekleştirebilmesi için oluşturulan formel hiyerarşi.
  • m

  • metod
    1. Bir amacın gerçekleştirilmesi, bir hedefe ulaşılabilmesi için izlenen yol, yordam ve stratejiler bütünü. 2. Araştırma, çalışma ve bir sonuç elde etmek için kullanılan akıl yürütme biçimi.
  • p

  • patika bağımlılığı
    1. Ortaya çıkacak yüksek değişim maliyetleri nedeni ile beğenilmese de bir konuda daha önce alınmış kararların sürdürülmesi. 2. Bir alanda ilk ortaya çıkan firma veya kurumun oluşturduğu imaj ve sahip olduğu etkinlik nedeniyle, o alana yeni girenlerin, daha kaliteli veya düşük maliyetli üretim yapsalar da piyasa da tutunamaması sonucu ortaya çıkan piyasa başarısızlığı. bkz. piyasa başarısızlığı.
  • s

  • süblimasyon
    Engellenen veya meşru kabul edilmeyen bir güdünün meşru kabul edilen bir alanda kullanılmak üzere bilinçsiz bir şekilde kanalize olması. Örn. Sevdiğine kavuşamayan bir aşığın iyi bir sanatçı olması.
  • u

  • usul
    1. Bir amacın gerçekleştirilmesi, bir hedefe ulaşılabilmesi için izlenen yol, yordam ve stratejiler bütünü. 2. Araştırma, çalışma ve bir sonuç elde etmek için kullanılan akıl yürütme biçimi.
  • y

  • yönetişim
    Kararların sadece yöneticilerin inisiyatifi ile oluşmadığı, yönetilenlerin de karar süreçlerine katıldığı yönetim tarzı. bkz. iyi yönetişim, kötü yönetişim.
  • yönetim
    1. Mevcut kaynakları ortak bir amacı gerçekleştirmek için kullanan insanların etkinliklerinin, söz konusu amacın en kısa zamanda ve en verimli biçimde elde edilmesini sağlamak amacıyla koordine edilmesi. 2. Bir örgütün amacını gerçekleştirebilmesi için oluşturulan formel hiyerarşi.
  • yönetimsel devrim
    Modern teknolojik bilgi ile donanmış yöneticilerin, üretim araçlarının mülkiyetine sahip olmamalarına rağmen, yetenek, bilgi ve becerileriyle söz konusu mülkiyeti elinde tutan kapitalistlerden daha güçlü hale gelerek, dünyanın fiili yöneticileri durumuna geldiklerini, böylece yöneticilerin egemen olduğu yeni bir tarihsel dönemin kapısını açtıklarını ileri süren görüş (J. Burnham).
  • yönetmelik
    Bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarına giren konu ve işleri düzenlemek amacıyla uluslar arası anlaşmalar, anayasa, yasa ve tüzüklere aykırı olmamak kaydıyla hazırladıkları hukuki ve idari bağlayıcılığı olan metinler.
  • yöneylem araştırması
    Karmaşık idari, ekonomik veya siyasal olaylarla ilgili kararların alınmasında uygulanan bir yöntem. Buna göre önce amaçlar ve araçlar belirlenir. İkinci aşamada amaç ve araç arasında rasyonel ilişkileri gösteren matematiksel modeller geliştirilir. Üçüncü aşamada bu modeller uygulamaya konur ve en iyi işleyen modele uygun olacak şekilde karar alınır.
  • yönlendirmeyen tedavi
    Hastanın sorunlarını, terapistin yerine kendisinin çözmeyi öğrenmesinin gerekli olduğu ilkesine dayanan ve hastaya tedavide etkin rol vererek, onun kendisini ifadesine en fazla imkân tanıyan psikoterapi yöntemi.
  • yöntem
    1. Bir amacın gerçekleştirilmesi, bir hedefe ulaşılabilmesi için izlenen yol, yordam ve stratejiler bütünü. 2. Araştırma, çalışma ve bir sonuç elde etmek için kullanılan akıl yürütme biçimi.
  • yüceltme
    Engellenen veya meşru kabul edilmeyen bir güdünün meşru kabul edilen bir alanda kullanılmak üzere bilinçsiz bir şekilde kanalize olması. Örn. Sevdiğine kavuşamayan bir aşığın iyi bir sanatçı olması.
  • yükleme teorisi
    İnsan davranışları ile ilgili yargıların, söz konusu davranışlar ve onlara neden olduğu düşünülen faktörlere yüklenen anlamlarla kayıtlı olduğunu savunan kuram. Buna göre, başkalarının davranış nedenlerine yüklediğimiz anlam değiştikçe o davranışlarla ilgili yargılarımız da değişir. Dolayısı ile davranışlarla ilgili yargılar öznel durumlarla iç içe oluşur.
  • yüksek doğurganlık tuzağı
    Ailece yoksulluktan kurtulmak için çalışacak işgücü yetiştirmek amacıyla daha çok çocuk sahibi olmaya eğilimli olan yoksul ailelerin, hem çocuklarına yeterli eğitim imkanları sunamamaları ve yetersiz beslenme ile sağlık sorunları nedeniyle çocuklarının daha erken yaşlarda ölmesi, hem de kadınların daha uzun sure üretimden uzak kalacak biçimde hamilelik dönemi geçirmeleri nedeni ile yoksulluk döngüsünü kıramamaları. bkz. yoksulluk döngüsü.
  • yüksek kültür
    Bir toplumun daha çok üst sınıflarına mensup bireylere özgü olan kültürel değer ve tercihler. bkz. sınıf, kültür, altkültür.
  • yol bağımlılığı
    1. Ortaya çıkacak yüksek değişim maliyetleri nedeni ile beğenilmese de bir konuda daha önce alınmış kararların sürdürülmesi. 2. Bir alanda ilk ortaya çıkan firma veya kurumun oluşturduğu imaj ve sahip olduğu etkinlik nedeniyle, o alana yeni girenlerin, daha kaliteli veya düşük maliyetli üretim yapsalar da piyasa da tutunamaması sonucu ortaya çıkan piyasa başarısızlığı. bkz. piyasa başarısızlığı.
  • yolsuzluk
    1. Rüşvetçilik, adam kayırmacılık, torpil, iltimas, gücü ve yetkiyi kötüye kullanma yoluyla kanunsuz işler yapma, çizgi dışına çıkma. 2. Ahlaki dejenerasyon, etik değerlerde aşınma, soysuzluk.
  • yorumsama
    Sosyolojide, sosyal gerçeklik ile düşünce arasında neredeyse birebir ilişki kurmaya çalışan pozitivist bakış açısına bir tepki olarak geliştirilen ve dünya görüşü ile gerçekliğin yorumlanması arasında sürekli gidiş gelişler kurarak, bütünü parçayla, parçayı da bütünle birlikte anlamanın en güzel yolunun yorumlama olduğunu ileri süren yaklaşım.
  • yozlaşma
    1. Rüşvetçilik, adam kayırmacılık, torpil, iltimas, gücü ve yetkiyi kötüye kullanma yoluyla kanunsuz işler yapma, çizgi dışına çıkma. 2. Ahlaki dejenerasyon, etik değerlerde aşınma, soysuzluk.
  • yukarı barbarlık
    bkz. barbarlık.