AJAX progress indicator
  • a

  • Adam Smith paradoksu
    Adam Smith’in görünmez el kuramının bir uygulaması. İnsanların yalnızca kendi çıkarlarını düşünmelerine ve amaçları başkalarının yararını gözetmek olmamasına rağmen, daha çok gelir elde etmek için yaptıkları şeylerin, diğer insanların da yararına sonuçlar ortaya çıkarması. bkz. görünmez el.
  • adaptasyon
    1. Kendini yeni duruma uydurma. Organizmanın varlığını devam ettirebilmek için çevreye ve değişen şartlara uyum sağlaması, kendisini yeni duruma uydurması. 2. Bir yabancı edebi ürünün, içeriği korunup yerli unsurlarla desteklenerek yerli literatüre aktarılması.
  • adcılık
    Düşüncenin temelini oluşturan soyut kavramların tikel bir gerçekliğin adına karşılık geldiğini ve bu yüzden felsefenin tikel bir gerçekliğe tekabül etmeyen güzellik, beyazlık gibi soyut kavramlar ve bunlarla ilgili sorunlarla uğraşmaması gerektiğini ileri süren felsefi görüş.
  • â

  • âdet
    Bir grubun kendiliğinden kabul ettiği, yerleşik ve alışkanlık boyutu kazanmış, olağan yapma biçimleri. bkz. gelenek, görenek.
  • a

  • adi şirket
    Tüzel kişiliğe sahip olmayan, bir sermaye şirketi niteliği taşımayan, iflas hükümlerine tabi olmayan ve ticaret odasına kaydı gerekmeyen, faaliyetleri daha ziyade kişisel bilgi ve beceriye dayanan, birden fazla gerçek kişinin kurup işletebildiği ortaklık.
  • adlayıcı ölçek
    bkz. ölçek
  • aforizma
    Bir konu, tema veya düşüncenin özünü çok kısa olarak özetleyen ifade.
  • ağa
    1. Topraksız ya da az topraklı köylüyü arazisinde ortakçı veya yarıcı olarak çalıştıran ve borçlandırma yoluyla köylüyü daima kendisine bağımlı hale getiren toprak sahibi. 2.Osmanlı Devletinin çözülme döneminden itibaren ortaya çıkan ve diğer imtiyazlar yanında toprak mülkiyetini de elde ederek bu yolla sağladığı gücü gayri resmi yerel otorite olarak kullanan kişilerin genel adı.
  • ağır sanayi
    Ekonominin ihtiyaç duyduğu temel girdiler ile diğer sanayilerin kurulup işlemesini sağlayan makine ve teçhizatın üretildiği sanayi dalları.
  • ağızcıl dönem
    Freud’a göre çocuğun dış dünya ile ilişkilerinin gelişmesinde ağız ve dudaklarının merkezi bir rol oynadığı, bütün içgüdülerinin ağzında toplandığı gelişme evresi. bkz. fallik dönem.
  • Ahd-i Atik
    Eski Sözleşme. Allah’ın peygamberler aracılığıyla gönderdiği, insanlara rehberlik edecek ilkeler içeren büyük kitapların en eskileri olan Tevrat ve Zebur. bkz. Ahd-i Cedid, Kur’an.
  • Ahd-i Cedid
    Yeni Sözleşme. Allah’ın insanlara rehberlik etmek üzere kulları arasından seçip gönderdiği peygamberlere indirdiği büyük kitaplardan olan ve Hz. İsa’ya verilmiş olanı. bkz. Kur’an.
  • ahlâkbilim
    İnsanın bireysel ve toplumsal ilişkilerini nasıl yönlendirmesi gerektiğini, iyi ve kötü söz veya davranışı belirleyecek ölçütlerin neler olabileceğini inceleyen bilim dalı.
  • ahlâkçılık
    Her söz, eylem ve uygulamayı ahlâki kriterler çerçevesinde ele alan yaklaşım.
  • ahlâki akılcılık
    Neyin iyi-kötü veya doğru-yanlış olduğuna sadece akıl yoluyla karar verilebileceğini ileri süren görüş.
  • e

  • eski sözleşme
    Eski Sözleşme. Allah’ın peygamberler aracılığıyla gönderdiği, insanlara rehberlik edecek ilkeler içeren büyük kitapların en eskileri olan Tevrat ve Zebur. bkz. Ahd-i Cedid, Kur’an.
  • etik
    İnsanın bireysel ve toplumsal ilişkilerini nasıl yönlendirmesi gerektiğini, iyi ve kötü söz veya davranışı belirleyecek ölçütlerin neler olabileceğini inceleyen bilim dalı.
  • i

  • İncil
    Yeni Sözleşme. Allah’ın insanlara rehberlik etmek üzere kulları arasından seçip gönderdiği peygamberlere indirdiği büyük kitaplardan olan ve Hz. İsa’ya verilmiş olanı. bkz. Kur’an.
  • intibak
    1. Kendini yeni duruma uydurma. Organizmanın varlığını devam ettirebilmek için çevreye ve değişen şartlara uyum sağlaması, kendisini yeni duruma uydurması. 2. Bir yabancı edebi ürünün, içeriği korunup yerli unsurlarla desteklenerek yerli literatüre aktarılması.
  • n

  • nominal ölçek
    bkz. ölçek
  • o

  • oral dönem
    Freud’a göre çocuğun dış dünya ile ilişkilerinin gelişmesinde ağız ve dudaklarının merkezi bir rol oynadığı, bütün içgüdülerinin ağzında toplandığı gelişme evresi. bkz. fallik dönem.
  • ö

  • özdeyiş
    Bir konu, tema veya düşüncenin özünü çok kısa olarak özetleyen ifade.
  • t

  • Tevrat
    Eski Sözleşme. Allah’ın peygamberler aracılığıyla gönderdiği, insanlara rehberlik edecek ilkeler içeren büyük kitapların en eskileri olan Tevrat ve Zebur. bkz. Ahd-i Cedid, Kur’an.
  • toprak ağası
    1. Topraksız ya da az topraklı köylüyü arazisinde ortakçı veya yarıcı olarak çalıştıran ve borçlandırma yoluyla köylüyü daima kendisine bağımlı hale getiren toprak sahibi. 2.Osmanlı Devletinin çözülme döneminden itibaren ortaya çıkan ve diğer imtiyazlar yanında toprak mülkiyetini de elde ederek bu yolla sağladığı gücü gayri resmi yerel otorite olarak kullanan kişilerin genel adı.
  • u

  • uyum
    1. Kendini yeni duruma uydurma. Organizmanın varlığını devam ettirebilmek için çevreye ve değişen şartlara uyum sağlaması, kendisini yeni duruma uydurması. 2. Bir yabancı edebi ürünün, içeriği korunup yerli unsurlarla desteklenerek yerli literatüre aktarılması.
  • v

  • vecize
    Bir konu, tema veya düşüncenin özünü çok kısa olarak özetleyen ifade.