AJAX progress indicator
  • a

  • akıcılık
    Hareket serbestliği. Yatay veya dikey farklı düzeyler arasında karşılıklı geçişkenliğin olması.
  • akıl hastalığı
    İnsan aklının olağan işleyişini kaybetmesi biçiminde tezahür eden davranış bozukluğu.
  • akılcı oy
    bkz. oy.
  • akılcılık
    İnsan zihninin işleyişinin bağlı olduğu kurallarla nesnel dünyaya egemen olan kuralların aynı olduğunu; bu nedenle, ancak aklın prensiplerine uygun düşünce yoluyla gerçek, sağlam ve güvenilir bilgilere ulaşılabileceğini ileri süren; bütün açıklamaların merkezine aklı veya aklî prensipleri yerleştiren yaklaşım. Buna göre, akla uygun olan gerçek, gerçek olan da akla uygundur.
  • akım değişken
    Değeri belirli bir zaman aralığına bağlı olarak ölçülebilen değişken. Haftalık, aylık veya yıllık gelir gibi. bkz. stok değişken.
  • akış çizelgesi
    Bir programın, düzeneğin veya oluşumun işleyiş biçiminin mantıksal bir sıra içinde gösterildiği şema.
  • akışkanlık
    Hareket serbestliği. Yatay veya dikey farklı düzeyler arasında karşılıklı geçişkenliğin olması.
  • akla uygun
    Geçerli veya kabul edilebilir mantık kurallarına uygun olan.
  • aklî denge
    İnsan zihninin eşyayı kavrama, algılama, anlamlandırma, muhakeme etme, düşünme, ilişki kurma, yargıda bulunma gibi aklî fonksiyonlarının normal biçimde işliyor olması durumu.
  • akrabalık
    Aynı soydan gelen veya evlilik ilişkisi ile birbirine bağlanan kişiler arasında oluşan sosyal yakınlık ilişkisi.
  • akran grubu
    Aynı yaş, etnik grup veya meslekten olmanın sağladığı ortak referanslarla benzer tutum ve davranış gösteren bireyler topluluğu.
  • akrana göre üstünlük etkisi/ kendini ortalamadan üstün görme etkisi
    Bir topluluk içindeki bireylerin kendilerini aynı topluluktaki diğer akranları ile mukayese ettiklerinde, büyük çoğunluğunun oranlama mantığıyla çelişir biçimde, kendisini daima akran ortalamasının üzerinde görmesi. Örn. 1976-77 yıllarında 1 milyon lise öğrencisi üzerinde yapılan bir araştırmada öğrencilerden akranları ile kendilerini karşılaştırmaları istendiğinde yüzde 70’i liderlik yetenekleri bakımından kendilerini ortalamanın üstünde gördüklerini belirtmişlerdir. Sadece yüzde ikisi ortalamanın altında oldukların düşündüklerini belirtmişlerdir. Halbuki herkesin ortalamanın ne olduğunu bildiği ve kendisini tanıdığı kadar diğer insanları da tanıdığı varsayımı altında grubun yüzde ellisinin kendisini ortalamanın üstünde diğer ellisinin de altında tahmin etmesi beklenir.
  • akreditif
    1. Banka veya finans kurumlarının müşteri yararına ticari işlemlerle ilgili kredi hesabı açtırmak üzere şubeleri veya muhabir kurumlarına gönderdikleri; kredinin konusu, müşterinin kimliği ve yürütülecek işlemlerin niteliğine ilişkin bilgileri içeren yazı. 2. Uluslararası ticarette, ihracatçının talimatı üzerine ithalata aracılık eden bankanın yabancı ülkedeki muhabir bankası nezdinde ihracatçı lehine açtırdığı, belirli süre ve koşullara bağlı itibar hesabı. Uluslararası ticarette en yaygın kullanılan ödeme biçimi olan akreditif, mal bedelinin kendisine ödeneceği konusunda ihracatçıya güvence sağlar. Tek yanlı ve istenildiği anda iptal edilebilir olan akreditife dönülebilir akreditif; istenildiğinde iptali mümkün olmayan akreditife dönülemez akreditif; sürekli ticari ilişki içinde bulunan ithalatçı ve ihracatçılarca kullanılan ve konulan hüküm uyarınca, akreditif tutarının kısmen ya da tamamen kullanılması durumunda kendiliğinden yenilenen akreditife de döner akreditif denir.
  • aksi tesir tezi
    Albert O. Hirschman tarafından geliştirilen ve değişime karşı çıkanların söylemlerini kategorize eden üç tezden biri. Buna göre değişime karşı olanlar toplumu belirli bir yöne itme girişiminin, eğer toplum bu girişime tepki verirse amaçlananın tersi sonuçlara yol açacağını iddia ederler. Örn. Fakirliği ortadan kaldırmak için yapılan sosyal yardım politikaları daha fazla yoksulun ortaya çıkmasına, işçilerin durumunu iyileştirmek için uygulanan asgari ücret uygulamaları da daha fazla işsizin ortaya çıkmasına yol açar. bkz. boşunalık tezi, tehlikeye atma tezi.
  • aksiyoloji
    Genel değer teorisi çerçevesinde değerin anlam, özellik, kaynak ve çesitleri ile değeri belirleyen ölçütleri, değerin birey ve toplum hayatındaki yer ve önemini inceleyen disiplin.
  • aksiyom
    1. Bilgi üretim sürecinde doğruluğu ispat gerektirmeyecek kadar açık ve sorgulanamaz varsayılan ifade. 2. Bir mantıksal sistemde, başka önermelerin üretilmesi için gerekli olan, yeni önermelerin üretilebilmesinde başlangıç noktası olarak alınan ve tanımı gereği doğru kabul edilen önerme. bkz. hipotez, varsayım, teorem.
  • b

  • belit
    1. Bilgi üretim sürecinde doğruluğu ispat gerektirmeyecek kadar açık ve sorgulanamaz varsayılan ifade. 2. Bir mantıksal sistemde, başka önermelerin üretilmesi için gerekli olan, yeni önermelerin üretilebilmesinde başlangıç noktası olarak alınan ve tanımı gereği doğru kabul edilen önerme. bkz. hipotez, varsayım, teorem.
  • d

  • değerbilim
    Genel değer teorisi çerçevesinde değerin anlam, özellik, kaynak ve çesitleri ile değeri belirleyen ölçütleri, değerin birey ve toplum hayatındaki yer ve önemini inceleyen disiplin.
  • m

  • makul
    Geçerli veya kabul edilebilir mantık kurallarına uygun olan.
  • ö

  • önkanıt
    1. Bilgi üretim sürecinde doğruluğu ispat gerektirmeyecek kadar açık ve sorgulanamaz varsayılan ifade. 2. Bir mantıksal sistemde, başka önermelerin üretilmesi için gerekli olan, yeni önermelerin üretilebilmesinde başlangıç noktası olarak alınan ve tanımı gereği doğru kabul edilen önerme. bkz. hipotez, varsayım, teorem.
  • r

  • rasyonalizm
    İnsan zihninin işleyişinin bağlı olduğu kurallarla nesnel dünyaya egemen olan kuralların aynı olduğunu; bu nedenle, ancak aklın prensiplerine uygun düşünce yoluyla gerçek, sağlam ve güvenilir bilgilere ulaşılabileceğini ileri süren; bütün açıklamaların merkezine aklı veya aklî prensipleri yerleştiren yaklaşım. Buna göre, akla uygun olan gerçek, gerçek olan da akla uygundur.
  • u

  • usçuluk
    İnsan zihninin işleyişinin bağlı olduğu kurallarla nesnel dünyaya egemen olan kuralların aynı olduğunu; bu nedenle, ancak aklın prensiplerine uygun düşünce yoluyla gerçek, sağlam ve güvenilir bilgilere ulaşılabileceğini ileri süren; bütün açıklamaların merkezine aklı veya aklî prensipleri yerleştiren yaklaşım. Buna göre, akla uygun olan gerçek, gerçek olan da akla uygundur.