AJAX progress indicator
  • a

  • aktarım
    Psikolojik tedavilerde, kişinin geçmişteki ilişkilerini, özellikle de çocukluğunda ana-babasıyla olan ilişkilerini yeniden yaşaması durumu; hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş tecrübe ve ilişkileri aktarması olayı.
  • aktif
    Bir ticari işletmenin sahip olduğu maddi ve gayri maddi iktisadi değerlerin tümü. İşletme bilançosunun sol tarafında yer alan aktifler, dönen varlıklar ve duran varlıklar olmak üzere iki ana grupta toplanır. Duran varlıklar, bağlı değerler ve sabit değerlerden oluşur. Nakdi değerler ile bilanço tarihini izleyen bir yıl içinde satılarak paraya çevrileceği veya kullanılarak tüketileceği varsayılan varlık kalemlerine (kasa, banka, alacaklar, stoklar, tahviller..) döner değerler; yine bilanço tarihini izleyen bir yıl içinde nakde çevrilmeyeceği düşünülen ya da bir yıldan uzun vadelere bağlanmış olan varlıklara bağlı değerler; orta ve uzun vadede sabit bulunacağı kabul edilen maddi (binalar, arsa ve araziler, makinalar..) ve gayri maddi (patent hakları, know-how..) iktisadi kıymetlere de sabit değerler denir.
  • aktif nüfus
    bkz. nüfus.
  • aktif olmayan nüfus
    bkz. nüfus.
  • aktif para talebi
    Bir ülkede belirli bir dönemde, muamele ve ihtiyat güdüsü ile talep edilen toplam para miktarı. Aktif para talebi ile gelir düzeyi arasında fonksiyonel bir ilişki olduğu ve gelir düzeyi yükseldikçe aktif para talebinin de artacağı kabul edilir.
  • aktör
    Bir davranış, eylem veya işlemin karar vericisi ve yürütücüsü konumundaki birey veya kurum.
  • alan araştırması
    Bir olayın veya durumun, içinde yeraldığı bütünlükten koparılmadan ve doğallığını bozacak bir deneysel tasarım uygulanmadan belirli, somut örnekler özelinde incelenmesi.
  • alan çalışması
    İnsanların görüş, tutum ve davranışlarına ilişkin bilgi toplama amacıyla görüşme-konuşma, uzun süreli gözlem gibi veri toplama tekniği. bkz. saha çalışması.
  • alan kuramı
    Sosyal psikolog K. Lewin tarafından geliştirilen ve bireyin çevresindeki olaylarla etkileşiminin önemini vurgulayarak, davranışların, bireyin olumlu veya olumsuz olarak nitelendirdiği güçlerin bileşiminin sonucuna göre belirlendiğini savunan kuram.
  • alan örneklemesi
    bkz. örnekleme.
  • alan varsayımları
    Bir teori, model veya önermenin geçerli olduğu durumun sınırlarını belirlemeye yönelik varsayımlar. Örn. Denk bütçe durumunda vergi ve harcamaların ekonomiye etkilerini inceleme amacıyla devlet bütçesinin denk olduğunun (giderleri ile gelirlerinin birbirine eşit olduğunun) varsayılması. Bu varsayıma dayanarak varılan sonuçlar sadece devlet bütçesi denk olan ekonomiler için geçerlidir, devlet bütçesi açık veya fazla veren ekonomiler için geçerli değildir. Böylece bu varsayım, teorinin hangi durumlar için geçerli olduğunu belirler. bkz. varsayım, ihmal edilebilirlik varsayımları, kolaylaştırıcı varsayımlar.
  • algı dönüşümü
    1. Bireysel kavrayış süreci içerisinde, kişilere özgü deneyimler sonucu, algılama, anlama ve anlamlandırma biçimlerinde meydana gelen köklü dönüşüm. bkz. algı yanılması, varsanı. 2. Ruhsal gerginlik ve sıkıntıya neden olan bilinçaltı çatışmaların çeşitli sinirsel belirtiler halinde sembolik ifade şekilleri bulması. 3. Dinden dönme; bir dini bırakıp başka bir dini benimseme.
  • algı yanılması
    1. Çarpıtılmış algı veya zihin. Örn. Sihirbazların elçabukluğu ile yaptıkları oyunların izleyiciler tarafından olağanüstü ve çok değişik olarak algılanması. 2. Duyu uyarımlarının yanlış yorumlanması, bir nesnenin özellik veya niteliklerinin, duyu organlarının dolayımından geçerken değişime uğrayarak beyine, gerçekte olduğundan farklı olarak yansıması. Örn. Yarım bardak su içindeki bir çubuğun uzaktan kırıkmış gibi gözükmesi, uzak mesafelerdeki cisimlerin olduğundan küçük olarak algılanması, köprüden suya bakan kişinin köprünün hareket ettiğini sanması. bkz. varsanı, algı dönüşümü. 3. Göreceli olarak daha güvenilir olduğu kabul edilen algılarla uyuşmayan algı.
  • algıcılık
    İnsanın sadece zihinsel olanı değil, kendi dışında nesnel olanı da, olduğu gibi, doğru biçimde ve aracısız olarak kavrayabileceğini ileri süren yaklaşım.
  • algılama
    1. Duyu organları aracılığıyla olay, nesne ve ilişkileri birbirinden ayırt etme. 2. Duyu organlarını uyaran nesne, olay ve tepkilerin alınması, duyumlanması, hissedilmesi yahut farkedilmesi.
  • ç

  • çevirme
    1. Bireysel kavrayış süreci içerisinde, kişilere özgü deneyimler sonucu, algılama, anlama ve anlamlandırma biçimlerinde meydana gelen köklü dönüşüm. bkz. algı yanılması, varsanı. 2. Ruhsal gerginlik ve sıkıntıya neden olan bilinçaltı çatışmaların çeşitli sinirsel belirtiler halinde sembolik ifade şekilleri bulması. 3. Dinden dönme; bir dini bırakıp başka bir dini benimseme.
  • i

  • ihtida
    1. Bireysel kavrayış süreci içerisinde, kişilere özgü deneyimler sonucu, algılama, anlama ve anlamlandırma biçimlerinde meydana gelen köklü dönüşüm. bkz. algı yanılması, varsanı. 2. Ruhsal gerginlik ve sıkıntıya neden olan bilinçaltı çatışmaların çeşitli sinirsel belirtiler halinde sembolik ifade şekilleri bulması. 3. Dinden dönme; bir dini bırakıp başka bir dini benimseme.
  • illüzyon
    1. Çarpıtılmış algı veya zihin. Örn. Sihirbazların elçabukluğu ile yaptıkları oyunların izleyiciler tarafından olağanüstü ve çok değişik olarak algılanması. 2. Duyu uyarımlarının yanlış yorumlanması, bir nesnenin özellik veya niteliklerinin, duyu organlarının dolayımından geçerken değişime uğrayarak beyine, gerçekte olduğundan farklı olarak yansıması. Örn. Yarım bardak su içindeki bir çubuğun uzaktan kırıkmış gibi gözükmesi, uzak mesafelerdeki cisimlerin olduğundan küçük olarak algılanması, köprüden suya bakan kişinin köprünün hareket ettiğini sanması. bkz. varsanı, algı dönüşümü. 3. Göreceli olarak daha güvenilir olduğu kabul edilen algılarla uyuşmayan algı.
  • ilüzyon
    1. Çarpıtılmış algı veya zihin. Örn. Sihirbazların elçabukluğu ile yaptıkları oyunların izleyiciler tarafından olağanüstü ve çok değişik olarak algılanması. 2. Duyu uyarımlarının yanlış yorumlanması, bir nesnenin özellik veya niteliklerinin, duyu organlarının dolayımından geçerken değişime uğrayarak beyine, gerçekte olduğundan farklı olarak yansıması. Örn. Yarım bardak su içindeki bir çubuğun uzaktan kırıkmış gibi gözükmesi, uzak mesafelerdeki cisimlerin olduğundan küçük olarak algılanması, köprüden suya bakan kişinin köprünün hareket ettiğini sanması. bkz. varsanı, algı dönüşümü. 3. Göreceli olarak daha güvenilir olduğu kabul edilen algılarla uyuşmayan algı.
  • v

  • varlık
    Bir ticari işletmenin sahip olduğu maddi ve gayri maddi iktisadi değerlerin tümü. İşletme bilançosunun sol tarafında yer alan aktifler, dönen varlıklar ve duran varlıklar olmak üzere iki ana grupta toplanır. Duran varlıklar, bağlı değerler ve sabit değerlerden oluşur. Nakdi değerler ile bilanço tarihini izleyen bir yıl içinde satılarak paraya çevrileceği veya kullanılarak tüketileceği varsayılan varlık kalemlerine (kasa, banka, alacaklar, stoklar, tahviller..) döner değerler; yine bilanço tarihini izleyen bir yıl içinde nakde çevrilmeyeceği düşünülen ya da bir yıldan uzun vadelere bağlanmış olan varlıklara bağlı değerler; orta ve uzun vadede sabit bulunacağı kabul edilen maddi (binalar, arsa ve araziler, makinalar..) ve gayri maddi (patent hakları, know-how..) iktisadi kıymetlere de sabit değerler denir.
  • y

  • yanılsama
    1. Çarpıtılmış algı veya zihin. Örn. Sihirbazların elçabukluğu ile yaptıkları oyunların izleyiciler tarafından olağanüstü ve çok değişik olarak algılanması. 2. Duyu uyarımlarının yanlış yorumlanması, bir nesnenin özellik veya niteliklerinin, duyu organlarının dolayımından geçerken değişime uğrayarak beyine, gerçekte olduğundan farklı olarak yansıması. Örn. Yarım bardak su içindeki bir çubuğun uzaktan kırıkmış gibi gözükmesi, uzak mesafelerdeki cisimlerin olduğundan küçük olarak algılanması, köprüden suya bakan kişinin köprünün hareket ettiğini sanması. bkz. varsanı, algı dönüşümü. 3. Göreceli olarak daha güvenilir olduğu kabul edilen algılarla uyuşmayan algı.